19 Kasım 2009 Perşembe

Toprağa Gömülü Düşler



Düşler kuruyorum
Yavan ekmek niyetine
Çıplak suya bandırılmış düşler
Bir çıtlık ay çekirdeği niyetine
Yetim düşler

Kollarımı sıvıyorum
Zamanı sayıyorum
Bir kat daha örtüyorum üşümesin diye
Ben düşlerimi ebede saklıyorum
Ve sayıyorum

Kartvizitlik adamlar
Bir kâğıt parçasına sığdırılmış ömür
Akıtılmamış birkaç damlada boğulmuş
İçinde kalan düşler
Gözlerinde canlandırdığı hayali film
Bir-bir kaybolmuş

Bir elimde hatırlık fincan
İçinde zehir
Zamana kırk yıl daha ekleyemem şair
Bol köpüklü hayallerimi
İşlenmemiş gözyaşlarımı
Daha fazla tutamam pınarlarımda
Gideyim artık lahza’da

Her renkten bir kutu yutmuş
Her tona hakim
Her yanım kavvad
Bu günahlara tıkanmış bir ad
Ceset donmak üzere
Durma dost
Artık toprağa at

İçindeki hayal
Fikir ve esrarengiz giz
Düşleri ardımdan satırlara diz

Kaç fakir düş gidecekse daha
Kaç duygu üşümeye terk edilecekse
O kadar ömrü kalmıştır dünyanın
Kâinatın
İnsanın…

25 Ekim 2009 Pazar

Hikayem



Çıkarıyorum sandığımdan küflenmiş kelimeleri
Ve bir şiir yazıyorum kimsenin ezberinde olmayan
Sözlerim açık, şeffaf, zihnim meydanda ayan beyan
Seriyorum orta yere belki de anlımın yazgısını

Mısraların arasında akan benim
Kelimeler beni tarif ediyor aslında
Kimi, sözcüklerde beni, kimi bendeki seni buluyor
Bir de kendini bulanlar var…

Aslında kelimelerimi bir tepeden yuvarlıyorum
Bazen altında ezilen ben oluyorum
Bazen de yüreğim
Okuduğun her harf, işte o benim

Üflüyorum nefesimin içinden kendime
Soluk alıyor soluğum
Yumruğumun arasında genleşiyor kelimeler
Adı şiir, bana sorarsan sadece…

Hayata giden bir kestirmece
Yan yana, alt alta vesaire hece hece
Hani derler ya binbir gece
Benim ki de işte öyle bir hikâye…

24 Ekim 2009 Cumartesi

Yar

Kırk örtüye sarıyorum tüm duygularımı
Kederi, hüznü ve ölümü

Bir sana yazıyorum yar
Bir sana yazılıyorum
Bir gece vakti gördüğüm gözlerine
Yine bir gece vakti
Aşkın ışıklarını yakıyorum
Ardımda ne gemi bırakıyorum ne de sal
Herkes dışarı
Duygular, hücreler ve diğerleri
Bir aşk birde sen kal

Dermansız dertlerdeyim derman’ımı buldum
İki satır ferman
Sonra davulları saldım sokağın bağrına
Tellallar çığırsın

Tüm varlığımı seferber ettim
İzinler iptal
Yeni bir fasıl
Uzun soluklu
Metni hazırlanmalı
Ya da sadece oynanmalı
Adı sevdaydı

İşte bir yıldız
Ve hilal
Gökyüzü aşkım kadar saf bu gece
Yıldızlar gözlerim kadar ışıl
Zamanın ritmi kalbime eşlik ediyor
Alem paylaşıyor heyecanımı

En acı duygum sensizlik
Zaman ve mesafe
Gülüşün bile haset bende
Yeşiline kuruluyor düşler
Alımlı çehrende diriliyor hislerim
Ve sen yar, kendimi kaybettiğim

Adı ve aşkı bende saklı yar
Hislerini çime saldığım bahar
Ben seninle muradıma erdim
Minik hayatıma hoş geldin

“söylenecek çok şey var….”

17 Ekim 2009 Cumartesi

Savda Bir Sevda



Ben kara sevdalıyım
Cismim belirsiz bir âşık
Bakışlarımın yönü sapkın
Kalbimin ritmi yok
Işığı aydınlatacak kadar
Münevver
Yar durma bir el ver
Ve gönül
Biraz sevda
Tarif bitmek üzere sabret
Açma gözlerini beklet

Sancı, doğum ne ki
Zaman işliyor dikişe
Hayat şimdi klişe
Ve sözler
Kırık cam parçası
Ayna
Yalancı dost
Sancı devam ediyor sancımaya
Ve acı, dişler çıtırdıyor
Çıktı çıkıyor
Meydanda bir sevda geziyor

İşte benim sevdam
Kara sevdam
Çık ve ilk sözcüklerini dök
Kalbimi yerinden sök
Kapan üzerine çök
Birleştir ellerini ve
Sevda de, sevda
İliklerim nakil olsun
Düşlerimi satın
Ucuza mal olsun
Ama kara sevdamı bırakmayın
Ürkmesin
Küsmesin
Gitmesin
Ve sin...
İşte başlıyor karanlıkta bir savda
Benim sevdam
Adı
Kara sevda...

Gerisi bende.

21 Eylül 2009 Pazartesi

Haber Saldım

"zamansızım"

Zamana haber saldım, getirsinler ölümü
Sırtlasınlar tabutumu, açsınlar

Balık Avı



Günleri zamana aşırıyorum bu gece
Hiç olmadığım kadar hüzünlüyüm
Edepsizliğim de cabası
Bir sevda arıyorum kendime
Topladım oltamı ve diğer hırdavatı
Atladım modelini unuttuğum düldüle
Savuruverdim tın-tın yolarda kendimi

Geldim işte hışıltıyı kes
Bekle biraz geliyorum
Malzemelerim hasret
Kamış oldukça sert
Attım oltamı mavinin derinliğine

Ne aradığımı unuttum seni görünce
Kar ettim üzerinden su
Kahredercesine umut bu
Bir oyana bir bu yana
Yemin mi az geldi
Olta harekete geçti

Tak etti artık tak/tak
Ne uğraşıyorsun ayağa kalk
Kendi işini kendin gör abi
Neyim varsa bıraktım
Oltamı kenara aldım
Daldım uzunlamasına derin sulara
Önce ıslandım
Sonra battım
Hayatı yeterince tattım
Sonra nefesim bayıldı
Gözlerim kapandı
Ey yar
Artık senin diyarındayım

Düşünceler


Tık tık tık
Tıkırtılar yaklaşmakta

Tak tak tak
Kim o, burada kimse yaşamamakta

Böyle bir hareketlikte başladı
Sefer taslarında taşındı düşünceler
Bol kepçe muhabbetlere sardı
Isıt tekrar sür, düşünceler
Bayat ekmek kadar saf mı?
Mübarek mi ayak izlerim kadar...

Sıfıra ivme kazanıyor yaşam,
Keramet bekliyor sözcükler
Ve düşünceler...
Saçma kavramlara dolanıyorum
Bir yumağın son ilmiğine takılıyorum

Söylentiler almış başını
Vesvesenin yerinde yeller
Diyarı terk etmiş melekler
Lanetlerin şehri olmuş fikirler
Saplantı ve kıvırt/kanlık

Akortsuz bir gitarda besteleniyorum
Yine yoksun düşünce
Beş parasız züğürt
Avluda açılan mendile konuyor
Ardı peşi akıyor tüm kirler
Polisiye bir romanda kalmış şehir

Artık düşüncesiz geziyorum ben de...
Loplarımı taşımıyorum

Akılsız bir şehrin akıllı figüranı
Zemberek durdu zaman işlemiyor
Aklı morga sürülmüş bu şehirde
Herkes rolünü doğaçlama oynuyor…